![]()

Louvre soygunu, siber güvenlikte insan hatası riskini gösteriyor. Dijital farkındalık ve eğitim bedeli kritik önem taşır.
19 Ekim 2025 tarihinde gerçekleşen ve siber güvenlik dünyasında geniş yankı uyandıran “Louvre Müzesi Soygunu”, yalnızca fiziksel bir hırsızlık değil, aynı zamanda dijital bir iflasın ilanıydı. Olayın ardından yayımlanan adli bilişim raporları, hepimizin üzerine düşünmesi gereken kritik bir gerçeği, “insan hatasını” tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi.
Louvre’un Dijital Kapıları Neden Açıktı? Fransız Libération gazetesinin ortaya çıkardığı detaylara göre; dünyanın en prestijli müzesinin video gözetim sistemlerine (CCTV) erişim parolası, akıl almaz bir basitlikle “Louvre” olarak belirlenmişti.
Bu durum sadece basit bir parola hatası değil, kurumsal siber güvenlik kültürünün çöküşüdür:
Bu “basit” ihmal, milyonlarca dolarlık kurumun siber güvenlik alanındaki itibarını yerle bir etti.
Aynı Hata Bizim Tarihimizde Olsaydı? Bu vakayı yerelleştirelim ve senaryoyu Türkiye’nin hafızası Topkapı Sarayı’na uyarlayalım. Kutsal Emanetler’in veya Kaşıkçı Elması’nın korunduğu sistemlerin şifresinin “Topkapı” ya da “1453” olduğunu hayal edin.
Düşüncesi bile ürkütücü, değil mi? Ancak Louvre örneği bize gösteriyor ki; “Bize bir şey olmaz” veya “Koskoca kurum bunu düşünmüştür” varsayımları, siber dünyadaki en büyük güvenlik açığıdır. Bir saldırgan için “Louvre” parolası ile “Topkapı” parolası arasındaki fark, sadece birkaç saniyelik deneme süresidir.
Kişisel Siber Güvenliğiniz İçin Kritik Çağrı Kurumlar bireylerden oluşur. Louvre’daki o parolayı belirleyen de bir bireydi. Bu sabah iş bilgisayarınızı, e-devletinizi veya banka hesabınızı açarken kullandığınız parolayı gözden geçirin:
Eğer cevabınız “evet” ise, dijital varlıklarınızın anahtarını paspasın altına bırakmışsınız demektir. Güvenlik, teknolojiden önce farkındalıkla başlar. Parolanız, dijital kimliğinizin en son savunma hattıdır; onu “tahmin edilebilir” bırakmayın.